İlk Büyük Göçler - Koçgiri Aşireti’nin Adı
Koçgiri ismi, 1239’da Horasan’dan gelerek Dersim’e oradan da 1539 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın bir sürgün kanunuyla Zara, İmraniye, Hafik, Refahiye, Suşehri, Kemah, Kuruçay’ya yerleştirilen Kürt Koçgiri aşiretinden gelmektedir. Mayıs 1515 yılında, Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim büyük bir Alevi (Kızılbaş) katliamı gerçekleştirir. Bu soykırımda 50 binden fazla alevi kılıçtan geçirilip öldürülür. Kalanlar ise, Çaldıran savaşı sonrasıda dağıtılıp, çeşitli bölgelere sürgüne gönderilir. Türkiye’nin batısına sürgün edilenler, yüzyıllar sonra yoğun asimilasyon sonucu, Türkleştirildiler. Sürgüne gitmeyen ve Yavuz’un hışımında kurtulabilenler, Dersim yöresindei yüse dağlarda saklandılar. Yine bu katliamdan kurtulan bazı Aleviler, tekrar Horasan’a doğru kaçtılar.
Milattan sonraki (M.S) yıllarda Horasan’dan Dersim’e başlayan büyük göç ve 1539’da, Dersim’den İmranlı, Zara, Refahiye, Suşehri, Kuruçay, Gümüşakar, Boğazveren, Karacaören, Bulucan, Beypınar, Kercanis gibi kasabalara ve bunlara bağlı 340 köye yapılan ikinci göç, bu aşirete kendi ismini de veren göçler oluyordu. Büyük göçün, Kürtçe anlamı “Goça Gır”dır. Her iki göçün doğrusu, büyük sürgünlerdir. Her ikisinde de aşiretin tamamının göçü sözkonusudur. Her gidilen yerdeki yerli halk tarafından anılan isimdir. Goçagır geldi, Goçagır geliyor, Goçagır gidiyor şeklinde.
Bazı Kürt tarihçileri Koçgiri’yi ‘Qoçgiri’olarak yazarlar. Koçgiri, Kürtçe de ‘Goçagır’ olan ve Türkçeye çevirdiğimizde büyük göç anlamına gelmektedir. İsmini Dersimden, Sivas ve Erzincan bölgesine yapılan büyük göç’ten alan aşiret, günümüze gelindiğinde Koçgiri aşireti olarak anılır. Yüzyıllarca Türklerle içiçe yada komşu olarak süren yaşamları bulunmaktadır. Bu, Türkleştirme asimilasyonuna uğramalarına ve asimile edilmelerinde en önemli etken olur. Kimi yazar veya tarihçilerin kaleminden, koçların, koyunlara bırakıldığı gün yada zamandan gelmektedir. Oysa bu iddialar gerçeği yansıtmıyor. Özellikle Cumhuriyet döneminde kasıtlı çıkarılan iddialardır. Koçgiriyi Kürtlerden koparmak, asimilasyon politikasında başarılı olmak için ortaya atıldı.
Koçgiri, ismini koç veya koyundan almıyor. Zaten adı geçen Kürt aşireti koç veya koyunlarla pek bir alakası da yoktur. Aşiretin son bin yıllık tarihinde koyunculuk yok, ancak yoğun olarak keçi türü hayvancılık yaygındır. Küçük baş hayvancılık, atalarında kalan bir meslekti. Koçgiri’ye Türkmen’liği yakıştırmak insanlık tarihini bilmemek, yada onu bilerek çarpıtmaktır. O bölgenin en eski halkı olan Kürt’lere onlarca yıl ‘kart, kurt, Türk’ün dağdaki versiyonu’ gibi yakıştırmalar yaparak, onu ve tarihini inkar etme anlayışının bir devamıdır.
Yukarıda açıkladığımız gibi, Koçgiri ismini büyük göçten alır. Ana dilleri Kürtçe olan aşiretin Kurmanci lehçesi kullandığı bir gerçek. Koçgiri’yi ‘Türkmen’ yada benzeri aslı olmayan uluslara mal etmek, yüzyıllardır sistematik işleyen asimilasyon ve bölme politikasından başka bir şey değildir. Koçgiri Türk yada Türkmen değildir, Kürt’tür. Türkmen’lerin bir zamanlar orta Asya’dan yada Horasan’dan gelmeleri, Koçgiri ile bir bağlantısı bulunmamaktadır. Bu bağlantı olsa olsa komşuluk veya halk kardeşliğidir. Anadolu gibi, Horasan’da bir çok halklara ev sahipliği yapmıştır.
“Meşhed Eyaletinin Kürt şehirleri doğudan batıya doğru şöyle sıralanır: Kelat, Çınaran, Deregez, Koçan, Şirvan, Bojnurd ve güneyde Sebzıvar ile Esferayn. Son ikisi hariç, diğer şehirlerin çoğunluğu Kürt. Bojnurd şehrinin 120 bin kadar nüfusu varki ve bunun 100 bininin Kürt olduğu söylenir. Şadi aşiretinin kurduğu bir şehir. Bilindiği gibi bugün; Suriye, Batı Kürdistan, Konya, Kafkaslar'a dağılan bu aşiretler konfederasyonu, Horasan Kürtlerinin de önemli bir bölümünü meydana getirir. Horasan'da bu isim altında toplanmış 23 aşiret bulunuyor. Bilindiği üzere Kürtler, Osmanlılar ile Safeviler arasındaki çekişmelerden, savaşlardan çok çekti. Özellikle de 1500'lerden sonra bu mücadele, dini bir çekişmeye büründükçe kuzeyden güneye kadar aradaki Kürtler zarar gördü. Mayıs 1515’de Yavuz Sultan Selim’in Anadolu’da ki Alevi inançlı Kürt katliamı, bölgeye yansıyordu. Bu çalkantılı döneminde 1590 yılında Osmanlılar ile Safeviler arasında bir anlaşma sağlandı. Buna göre Azerbeycan, Gurcîstan, Ermenistan, Şehrî Zur ile Lorıstan ve Hemedan Osmanlılara geçti. Bu dönemde genişleyen Osmanlı devletinin halk üzerindeki baskı ve sömürü politikası da şiddetlenmişti. Halk bir yandan göç etti, bir yandan da Celali isyanları başladı. Aynı zamanda Abbas da batıdaki Kürtleri Horasan'a sürmeye başladı. Osmanlı padişahı’da Dersim’de ki Kürtleri (Koçgiri) Erzincan ve Sivas mıntıkasına doğru sürüyordu.”Kürtlerin bir daha dönmemek üzere Horasan’a göçün ilki 1490-1500 yıllarında gerçekleşmiştir. Kasr-i Şehri antlaşmasından sonra, Horasan’a Kürt göçü önlendi. Bu dönem Qeremanlı aşireti, Şah İsmail'le sığındı. Qeremanlılar bugün de Horasan'da çok kalabalıktır. Bir kısmının hala göçebe olduğu bilinmektedir. Büyük bir bölümünün ise Aşxane İlçesi'nin dağlık kesimlerinde yaşadıkları anlatılmaktadır. Şah İsmail'in bugün sürgünde yaşayan Kürtler üzerinde büyük bir dini tesiri olduğunu bilinmektedir. O dönemde Şah'ın ordusunun % 80'ini Kürtler oluşturmaktaydı. 1500 yıllarında yapılan ikinci büyük göçün ise Şah Abbas ( 1587-1628) döneminde gerçekleşti. Şah Abbas 1593'te Kürt ileri gelenleri ile bir toplantı yapar. İki devlet arasında sıkışan Kürtler ve Çemişgezek Konfedarasyonu, Şah'ın oyununa gelerek Xwar-Weramin (Tahran'ın güney mahalleleri) mıntıkasına gitmeye razı olmuşlardı. Safeviler döneminde yaşanan Özbek ve Türkmen akınlarını durdurmak için, Kürtler kalkan olarak düşünülmüştü. O bölgeye yerleşerek bu bölgenin İran topraklarında kalmasını sağlamışlardı. Kürtlerin bölgedeki askeri etkisi büyük olduğu için bu plan uygulamaya konuldu.
Son Güncelleme (Cuma, 05 Şubat 2010 19:34)
Copyright © 2009 www.kocgiri.info
Designed by i-cons.